2025 yazında Azerbaycan ile Ermenistan arasında ABD arabuluculuğunda imzalanan ve literatüre “Trump Yolu” olarak geçen anlaşma, Güney Kafkasya jeopolitiğinde yeni bir dönemi başlattı. Bu anlaşma, Nahçıvan üzerinden Azerbaycan’a doğrudan kara bağlantısı sağlayacak Zengezur Koridorunun açılmasını öngörüyor. Anlaşmada dikkat çeken hususlardan biri, koridor üzerindeki stratejik “Trump Route for International Peace and Prosperity (TRIPP)” projesinin ABD’ye 99 yıllığına özel geliştirme hakkı verilmesiydi. Bu durum yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel jeoekonomik rekabeti de doğrudan etkileyen bir gelişme olarak kayda geçti.
Koridorun hayata geçirilmesiyle, Türkiye doğrudan Azerbaycan ve oradan da Orta Asya’ya bağlanacak. Bu hat, Bakü–Tiflis–Kars (ve Bakü-Tiflis-Ceyhan) hattının ötesine geçen, kara ve demiryolu taşımacılığında yeni bir omurga oluşturacak. Ancak bu gelişme, aynı zamanda bölgeyi çevreleyen büyük güçler için farklı anlamlar taşıyor. Bazı araştırmacılar, koridorun bir “İkinci Kafkas Seddi” yaratacağı iddiasında. Onlara göre bu yeni hat, Türkiye’nin Batıyı dengeleyeceği Avrasyalı partnerleri ile bağlantısını koparan bir jeopolitik set olabilir. Bu iddiayı da içerecek şekilde projeyi ele alalım.
Kafkas Seddi Neydi? Atatürk’ün Politikası
Bu tartışmayı anlamak için önce Atatürk’ün dönemine dönmek gerekiyor. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Ankara, Kafkasya’da kendisini çevreleyecek bir “sed” ihtimaliyle karşı karşıyaydı. İngiltere’nin desteğiyle Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ın Batı yanlısı birer tampon devlet haline gelmesi; Türkiye ile Sovyetler arasına bir kordon oluşturulması, en büyük güvenlik kaygısıydı. Atatürk bu hattı bir “Kafkas Seddi” olarak tanımladı.
Ankara’nın cevabı, Sovyetlerle pragmatik işbirliği oldu. 1921 Moskova ve Kars Antlaşmaları bu stratejinin ürünüdür. Türkiye, Sovyetlerle birlikte Kafkas sınırlarını yeniden çizdi, Ermenistan’ın Batı desteğiyle bağımsız bir hat kurma ihtimalini ortadan kaldırdı. Nahçıvan, Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olarak tanındı ve Türkiye garantörlüğü altına alındı. Böylece Batı destekli bir “sed” ihtimali boşa çıkarıldı. Bu açıdan bakınca Atatürk’ün politikası nettir: Türkiye’nin doğudan kopmaması için Kafkasya ile doğrudan bağlantı korunmalı, Batı’nın araya set çekmesi engellenmelidir. Bugün “İkinci Kafkas Seddi” tartışmalarını anlamak için bu tarihsel refleksi hatırlamak gerekir.
Zengezur Koridoruna Giden Süreç ve ABD’nin Rolü
Karabağ Savaşı sonrası Azerbaycan’ın elde ettiği askeri üstünlük, Ermenistan’ı zor durumda bıraktı. 2020 ateşkesiyle birlikte Nahçıvan–Azerbaycan arasında bir bağlantı kurulması gündeme gelse de, Rusya’nın barış gücü rolü ve İran’ın itirazları nedeniyle süreç tıkandı.
2025’te ABD’nin devreye girmesiyle tablo değişti. Donald Trump, seçim sonrası yeniden başkanlığa döndükten sonra dış politikada “barış anlaşmalarıyla prestij toplama” stratejisini izledi. Azerbaycan–Ermenistan arasında arabuluculuk üstlenmesi ve anlaşmaya kendi adını taşıyan bir koridor projesini eklemesi, bu stratejinin yansımasıydı.
Anlaşmanın şartları şöyle özetlenebilir:
Nahçıvan–Azerbaycan kara ve demiryolu bağlantısı açılacak.
Koridor, uluslararası ticaret için de kullanılabilecek ve ABD’nin “TRIPP” şirketi 99 yıllık geliştirme hakkına sahip olacak.
Koridorun güvenliği Azerbaycan tarafından sağlanacak, ancak uluslararası gözlemciler de yer alabilecek.
Ermenistan, bu hat karşılığında ekonomik teşvikler ve sınır açılımı elde edecek.
Bölge Ülkeleri Açısından Antlaşma
Koridorun hayata geçmesi, bölgeyi yakından izleyen güçler için farklı anlamlar taşıyor.
Rusya açısından:
Moskova, Güney Kafkasya’daki geleneksel nüfuzunu kaybetme riski görüyor. Zengezur’un açılması, Rusya’nın Ermenistan üzerindeki kontrolünü zayıflatıyor. Ayrıca, Rusya’nın kuzey kuşak ticaret yollarındaki tekelini kırabilecek bir alternatif yaratıyor. Aynı zamanda benim ‘sarkaç’ olarak tanımladığım alan/süreç içerisinde kaybettiği nüfusun yeni ve önemli bir parçası durumuna geldi.
Çin açısından:
Çin’in “Kuşak ve Yol” girişimi, Orta Asya’dan Avrupa’ya üç ana hatla ulaşmayı hedefliyor: Kuzey (Rusya üzerinden), Orta (Kazakistan–Hazar–Kafkasya–Türkiye) ve Güney (İran üzerinden). Zengezur Koridoru, Batı’nın gözetiminde açılırsa, Çin’in Orta Koridor üzerindeki inisiyatifini sınırlayabilir. Çünkü ABD, koridoru kendi ekonomik ve lojistik ağına entegre ederek Çin’in bağımsız hareket alanını daraltmak istiyor.

İran açısından:
Koridor, İran’ı dışlayan bir Türkistan ve Asya bağlantısı demek. Tahran, kuzeyde izole edilme ve transit ülke olma özelliğini kaybetme riski görüyor. Bu –tıpkı Rusya gibi- İran’ın da çevrelenme ve jeostratejik manevra alanlarının kısıtlanması sürecine denk geliyor.
Gürcistan açısından:
Uzun süredir Türkiye-Ermenistan ve Ermenistan-Azerbaycan arası anlaşmazlıklar ve kapalı sınırlardan ötürü (daha uzun bir güzergaha neden olmasına rağmen) orta koridorda temel geçiş noktası durumuna gelen Gürcistan, yeni hatlardan faydalanamayacak olması nedeniyle zarar gören taraflardan. Bununla beraber bu açığı Batı ile yakın ilişkiler kurarak dengelemeye çalışacaktır.
İkinci Kafkas Seddi İddiaları Neyi Savunuyor?
İkinci Kafkas Seddi iddialarını öne sürenler, Trump’ın devreye girmesi ve hat üzerinde 100 yıllık bir düzenleyici role geçmesinin uzun süredir devam eden politikaların devamı olduğunu ve ABD’nin Türkiye’yi çevreleyerek dengeleme şansını da ortadan kaldırdığını ifade etmekteler. Gürcistan’daki Batı yanlısı yönetimden sonra Ermenistan’da da kendine yakın bir yönetimi ortaya çıkması ve bu yönetimin Karabağ yenilgisini kabul etmesi sonrası Azerbaycan’ı da kendisine çekmesi ile birlikte bütün bir Güney Kafkasya’yı düzenleyecek politikalara giriştiğini ve bu hattın ‘kuşak ve yol’ projesini ortadan kaldırarak Türkiye’nin ekonomi-politik olarak ABD’yi Çin’le dengeleme imkanının da önünü kapadığını ifade ediyorlar. Bu noktada önerdikleri ABD yerine Türkiye’nin öncü konumda olduğu, dolayısıyla sadece ABD’nin onaylayacağı projelerin değil, aynı zamanda Türkiye’ye stratejik denge getirecek (Çin, Rusya vd kaynaklı) alternatiflerin de onaylanacağı bir yeni anlaşma yapılması. Bunun yakın bir tarihte gerçekleşmesi mümkün görünmediğini değerlendiriyorum.

